EGO 9

Ondan vazgeçemezsin. Ondan kurtulmaya çalışırsan, “Alçak gönüllü oldum” diyen, daha zor fark edilen türden bir egon olacaktır.

Alçak gönüllü olmaya çalışma. Bu kendini gizleyen bir egodur – ama ölü değildir.
Alçak gönüllü olmaya çalışma. Alçak gönüllü olmayı kimse deneyemez ve kimse kendi çabasıyla alçak gönüllülüğü yaratamaz, asla! Ego ortadan kaybolunca, alçak gönüllülük sana gelir. O yaratılan bir şey değildir. O gerçek merkezin gölgesidir.
Ve gerçekten alçak gönüllü bir adam ne alçak gönüllüdür ne de bencil.
O sadece basittir.
Hatta alçak gönüllü olduğunun bile farkında değildir.

Eğer alçak gönüllü olduğunun farkındaysan, orada ego vardır.

Alçak gönüllü kimselere bak… Kendilerinin gerçekten alçak gönüllü olduğunu düşünen milyonlarca insan vardır. Yerlere kadar eğilirler ama izle onları – en sofistike egoistlerdir onlar. Artık onların besinlerinin kaynağı alçak gönüllüktür. “Ben alçak gönüllüyüm” derler ve sonra da sana bakıp senin onları takdir etmeni beklerler.

Senin onlara “Sen gerçekten alçak gönüllüsün” demeni isterler. “Aslında sen dünyanın en alçak gönüllü kişisisin; hiç kimse senin kadar alçak gönüllü değil”. Sonra da yüzlerine
gelen gülümsemeye bak. Ego nedir? Ego “Kimse benim gibi değil” diyen bir hiyerarşidir. Alçak gönüllülükle kendisini besleyebilir – “Kimse benim gibi değil, ben en alçak gönüllü kişiyim”

Zamanın birinde: Sabahleyin hava henüz aydınlanmamışken fakir bir dilenci caminin birinde dua etmekteydi. Kutsal bir gündü ve o dua edip şöyle diyordu, “Ben bir hiçim. Ben fakirlerin en fakiriyim, günahkârların en büyüğüyüm”
Birden. Bir başka kişinin daha dua etmekte olduğunu fark etti. Adam ülkenin imparatoruydu ve bir başka kişinin daha dua etmekte olduğunun farkında değildi – karanlıktı ve imparator da, “Ben bir hiçim. Kimse değilim. Sadece kapındaki bir dilenciyim” diyordu. Başka birisinin daha aynı şeyleri söylediğini duyduğunda imparator dedi ki, “Durun! Beni geçmeye çalışan da kim? Sen kimsin? Bir imparator ‘bir hiç
olduğunu’ söylerken, onun önünde aynı şeyi söylemeye nasıl cesaret edersin?”

İşte ego böyle çalışır. Çok zor fark edilir. Onun çalışması çok kurnazca ve derindendir, çok çok uyanık olmalısın ancak o zaman onu görebilirsin. Alçak gönüllü olmaya çalışma. Yalnızca tüm mutsuzlukların, acıların ego yoluyla geldiğini görmeye çalış.
Sadece izle. Vazgeçmene gerek yok.
Ondan vazgeçemezsin. Kim vazgeçecek ondan? O zaman da vazgeçenin kendisi egoya dönüşecektir. Her zaman geri dönecektir.
Her ne yapıyorsan yap, dışında kal ve bak, izle.
Ne yaparsan yap – alçak gönüllülük, basitlik –hiç birisi yardımcı olmaz. Mümkün olan sadece bir şey vardır, o da tüm mutsuzluğunun kaynağının ego olduğunu izlemektir. Onu söyleme. Tekrar etme – İZLE. Çünkü ben onun tüm mutsuzluklarınızın kaynağı olduğunu söylersem ve sen de bunu tekrar edersen yararsız olur bu. SEN bu anlayışa gelmek zorundasın. Her mutsuz olduğunda yalnızca gözlerini kapa ve dışardan nedenler arama. Bu mutsuzluğun nereden kaynaklandığını görmeye çalış. O senin kendi egondur.

Eğer sürekli olarak egonun esas kaynak olduğunu anlar ve hissedecek olursan, bu derinlerde kök salar ve egonun bir gün onun ortadan kayboluverdiğini görürsün. Kimse ondan kurtulmaz – kimse ondan kurtulamaz. Onu öylece görürsün; ortadan kayboluverir çünkü her şeyin kaynağının ego olmasının anlaşılması demek ondan kurtulmak demektir.

BUNU ANLAMAK DEMEK EGONUN KAYBOLMASI DEMEKTİR.

 

OSHO

Bu yazı DÜŞÜNDÜREN YAZILAR kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın